30 Ocak 2013 Çarşamba

Sherlock Holmes – Akıl Oyunlarının Gölgesinde


Yazarı: Sir Arthur Conan Doyle
Çeviri: Cumhur Mısırlıoğlu
Martı Yayınları
393 Sayfa – Basım 2012

Kitaba Not: 10 / 8.5


Okuyucunun düşüncesi:

            “Serinin bu on iki hikâyelik ilk kitabı polisiyenin tartışılmaz en iyi dedektifi olan Sherlock Holmes’un ve onun yakın arkadaşı Dr. Watson’un dünyasına girmemizi sağlıyor. On iki hikâyeden hangisini yazmam gerektiğine karar vermekte oldukça zorlandım. Ben rastgele birini seçtim hangisinin iyi olduğuna karar vermek size düşen tarafı tabi bundan önce Sherlock Holmes’u size tanıtmak istiyorum.

            Sir Arthur Conan Doyle’n kendini aşan kahramanı Sherlock, ne yazık ki birçok kişinin bildiğinin aksine gerçek bir kahraman değil ve yazarımızın kendisi de değil. Aslına bakarsak Doyle kendini Dr. Watson’un yerine koymuştur ve hikâyelerin hepsinin onun ağzından kaleme almıştır. Bunun dışında kılıç ustası, keman virtüözü ve kokain düşkünlüğü vardır. Tüm bunların yanında kılık değiştirme konusunda da oldukça başarılıdır. Hayatına giren tek kadın daha doğrusu hayran olduğu Irene Adler’dir ve tak yakın dostu da Dr.Watson’dır.

            Düşünme tarzı ve gözlemciğiliyle birçok olayın kısa sürede çözülmesini sağlaması haricinde bazı konularda hiçbir bilgisi yoktur. Bunun için açıklaması ise daha çok işine yaramayacak bilginin beyninde boşa yer kaplamasının bir anlamı olmadığıdır. Tek kelimeyle insanı büyüleyen bir karakterdir ve yıllarca içinde birçok filme konu olmuştur.

            Aslında bununla ilgili daha fazla şey yazmak yerine boşlukları doldurmayı size bırakıyorum. İlerleyen kitaplarda Sherlock’un daha farklı yanlarını ve hikâyelerini zaten öğreneceğiz. Bu yüzden sizi şimdilik Sherlock Holmes’un eşsiz dehası ve Dr. Watson’ın kıvrak kalemiyle baş başa bırakıyorum.”

            “Kanunun diğer tarafında yer alsaydım, en başarılı suçlu ben olurdum.”
                                                                                              Sherlock Holmes

Alıntılar:

            “Bir kadın evinde yangın çıktığını fark edince, içgüdüsel olarak en çok değer verdiği şeye koşar. Çok güçlü bir içgüdüdür…”

            “Hayat, insan aklının düşünebileceğinden çok daha gariptir. İnsan, gerçekten sıradan denen şeyleri çoğu zaman hayal bile edemez.”

            “Daha büyük suçlar daha basit olma eğiliminde, çünkü suç ne kadar büyükse, ardındaki amaç da kural olarak o kadar belirgin olur.”

            “Ben de küçük şeylerin her zaman en önemli şeyler olduğunu iddia ederim.”

            “Eski bir Fars atasözü vardır: ‘Bir kadının hayalini elinden almak, bir kaplanın yavrusunu elinden almaya benzer.’”

            “Bir şey ne kadar garip görünüyorsa, o denli az gizemli olduğu ortaya çıkar. Tıpkı sıradan bir yüzü tanımlamanın çok zor olduğu gibi, asıl akıl karıştıran da sıradan, genel suçlardır.”

            “Benim bir sözüm vardır, imkânsızı çıkardığında geriye kalan şey gerçeklerdir.”

            “Suç evrenseldir. Mantık ise nadir görülür. Bu yüzden suçtan çok mantık üzerinde durmalısın.”

            “Biliyor musun Watson, benim gibi, baktığı her şeyde kendi özel ilgi alanıyla ilgili referanslar arayan biri aslında zihnin laneti etkisindedir. Sen bu tek tük evlere bakıp güzelliklerinden etkileniyorsun. Onlara ben baktığımda ise, tek bir şey görüyorum; birbirinden çok uzaklar ve suç işlemek için çok uygun bir yerdeler.”

***

Benekli Kordon

         Dostum Sherlock Homes’un yanında son sekiz yıldır yetmiş kadar vaka inceledim, kuşkusuz bunun en ilgi çekici olanı Surrey ailesiyle ilgili olandı.

         1883 yılının Nisan ayında, bir sabah Sherlock Holmes’u başımda giyinik olarak bulunca prensip olarak geç kalkan biri olduğunu bilmemden dolayı şaşırmıştım. Beni kaldırdığı için özür dilemiş, genç bir hanımın bu saatte birilerini uyandırıyor olmasının gerçekten önemli bir şeyleri olduğu anlamına geldiğini söyledi. Başından beri takip isteyeceğimi düşündüğü için beni de uyandırmıştı ve haklıydı da.

         Çabucak giyindim ve dostumla birlikte gelen oturma odasında bekleyen bayanın yanına indik. Titreyen hanımefendinin soğuktan titriyor olabileceğini düşünerek sıcak bir şeyler içmek isteyip istemeyeceğini sorduk. Ancak genç bayan titremesinin soğuktan değil, korkudan olduğunu söyledi.

         Sherlock, kadının eldivenine sıkışmış biletin yarısından bu sabah geldiğini ayrıca uzun ve taşlı bir yoldan geldiğini hatta kıyafetinin çamur bulaşan tarafından faytonun hangi tarafında oturduğunu bile bulmuştu. Şaşkınlık içinde kalan kadından buraya ne için geldiğini tüm ayrıntılarıyla anlatmasını istedi.

         Bayanın adı Helen Stoner’dı ve şimdi Surrey’in batısında üvey babası ile yaşıyordu. Üvey babası Hindistan’da doktorluk yaparken bir öfke krizinde yardımcısını öldürdüğü için İngiltere’ye geri gelmişti. Bu arada evlendiği karısı ve onun ikiz kızlarını da yanında getirmişti. Dr. Roylott’un tüm mal varlığını kaybettiği için karısının parasıyla geçiniyordu ve kadın öldükten sonrada her şey ona kalmıştı. Kız anlatmaya başladı:

         “Zaman içinde babamın öfke krizleri iyice artmıştı, bu arada arazisinde Çingenelerin kalmasına izin vermeye başlamış ve Hindistan’dan bir çitayla babun getirtmişti. İkizim iki yıl önce ölmüştü ve asıl anlatmak istediğimde buydu. İki yıl önce kız kardeşim bir gençle nişanlanmıştı. Nikâhtan birkaç hafta öncesinde de öldü.

         Evin bir kısmını kullanmıyorduk, diğer tarafında ise yatak odaları zemindedir. Herkesin kendi ayrı odası vardı ve aynı hole açılmaları dışında birbirlerine başka bir bağlantıları yoktur. Bir akşam yanıma konuşmak için gelmişti, üvey babamın uyumadığını biliyorduk çünkü kardeşim Hint purolarının kokusunu almıştı. Odadan çıkarken dönüp birkaç sabahtır kısık bir ıslık sesi duyup duymadığımı sordu, bende duymadığımı söyledim, odasına gittiğini kapıyı kilitlediğini duymuştum. Kapılarımızı kilitlemeden kendimizi güvende hissetmiyorduk.

         O gece uyuyamadım, dışarıda rüzgâr uğulduyordu, o sırada bir çığlık duydum. Hemen dışarı fırladım ve kardeşimin bahsettiği kısık ıslık sesini duydum peşine de bir metalin çarpma sesini. Kardeşim kapıyı açtığında yüzü bembeyazdı ve sallanıyordu. Yere yığıldığında onu kollarıma aldım, bana diyebildiği tek şey “Benekli Kordon” oldu ve oracıkta öldü. Bana dediği şeyin ne anlama geldiğini bilmiyorum.

Şimdi bende nişanlandım evin bir tarafında tamirat olduğu için kardeşimin odasında kalıyorum ve dün gece o ıslık sesini yeniden duydum. Uyuyamadım ve sabahın ilk ışıklarıyla size geldim.” Kızın sözleri bittiğinde dostum Sherlock Holmes kıza doğru bir karar verdiğini söyledi ve ne yapması gerektiğini anlatmaya başladı.


MUTLU BİR SON


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder